Fukushima Santralindeki Radyasyon Tehlikeli Seviyelerde

« Back

Japonya’da 2011 yılında yaşanan deprem ve ardından gelen Fukushima nükleer felaketinin ne kadar ciddi sonuçları olduğu ancak şimdi daha iyi anlaşılabiliyor

Şubat,2017

Japonya, 11 Mart 2011 tarihindeki 9,1 şiddetindeki dev deprem ile sallandı. Ülkenin başına gelen en büyük deprem, ardından gelen tsunami dalgası ile bir kez daha vurdu. Ama en büyük problem, Fukushima bölgesindeki Fukushima Daiichi Nükleer Santrali’nde meydana geldi. Günümüzde hala bu nükleer reaktördeki felaketin sonuçları ile uğraşılıyor ve yayılan radyasyon durumu tahminlerden çok daha kötü olabilir.

Firma yıllardır çalışmalarına devam ediyor ama santraldeki radyasyon seviyelerinin yüksekliği insan hayatını tehlikeye soktuğu için çok fazla yakın mesafede operasyon yapılamıyor. ExtremeTech, Tepco’nun 2012 yılında 2 no’lu reaktör için yaptıkları ölçümlerde saatte 73 sievert miktarını belirttiklerini hatırlatıyor. Fakat şimdi reaktörün içine bir kamera sokmayı başarmışlar ve kamera görüntülerindeki bozulmadan varılan tahmine göre, reaktördeki radyasyon eski ölçümlerden çok daha yüksek durumda.

Fukushima Daiichi Nükleer Santrali’nde bir reaktörün içerisindeki radyasyon seviyesi, tesis yaklaşık 6 yıl önce üçlü bir erime yaşadığından bu yana gördüğü en yüksek seviyeye ulaştı.

Tesisin operatörü, Tokyo Electric Power (Tokyo Elektrik Enerjisi – Tepco), atmosferik okumaların Reaktör 2’nin muhafaza tankında saatte 530 sieverti bulduğunu söyledi. Reaktör 2, Japonya’nın kuzeydoğu sahillerini vuran ve tesisi felce uğratan devasa tsunaminin erimeye uğrattığı 3 reaktörden biri.

Olağandışı radyasyon ölçümleri, binlerce işçinin maruz kaldığı riskin altını çiziyor. Tepco’ya tesisi kapatması için baskı artıyor, fakat tesis bugün kapatılsa dahi etkilerinden tamamen kurtulunması 40 yılı bulacak.

Bazı uzmanlar tarafından “hayal bile edilemez” olarak nitelendirilen bu veriler, reaktörün o bölgesinde daha önceden ölçülmüş 73 sievertin çok üstünde.

Image result for FUKUSHİMA ocean species

DENİZLERDEKİ ETKİSİ

Japonya’da 2011’de meydana gelen 9 büyüklüğündeki deprem ve sonrasında oluşan tsunami felaketi, yaklaşık 300 farklı deniz canlısı türünü Pasifik Okyanusu’ndan binlerce kilometre öteye, ABD’nin batı kıyılarına tsunami enkazıyla birlikte taşıdı. Uzmanlar bunun ”şimdiye kadar kaydedilmiş en uzun deniz göçü” olduğunu belirtiyor.

Fukuşima’daki radyasyon ‘dalga dalga’ Pasifik’e yayılıyor
​Science dergisinde yayınlanan çalışmayı yürüten Oregon Eyalet Üniversitesi’nden uzman John Chapman, “Bu, deniz biyolojisinde, belki de tarihte meydana gelen en büyük planlanmamış doğal deneylerden biri oldu” dedi.
Iwate, Miyagi ve Fukuşima bölgelerinden 5 milyon ton enkazın çıkmasına neden olan tsunamide, uzmanlara göre, enkazın yüzde 70’i hızla okyanus tabanına çöktü ancak sayısız çoğu plastikten yapılan duba, rıhtım, tekne ve kaldırma kuvveti olan diğer parçalar denize süpürüldü.

Çalışmada, 2012’nin haziran ayından bu yılın şubat ayına kadar, 600 parça enkazın üzerine tutunan Japonya’ya özgü 289 deniz canlısı türünün, Washington, Oregon, California, British Columbia, Alaska ve Hawaii sahillerine kadar sürüklendiği bildirildi.
CANLILARIN ÜÇTE İKİSİ ABD’NİN BATI SAHİLLERİNDE HİÇ GÖRÜLMEMİŞTİ

Tsunami felaketinin arından dünyanın en uzun deniz göçü...

Okyanusun doğusuna sürüklenen canlılardan üçte ikisinin, daha önce ABD’nin batı sahillerinde hiç görülmediğini belirten uzmanlar, bu türlerden herhangi birinin batı sahillerinde kolonileştiğini ve bölgedeki deniz canlılarının hayatına tehdit oluşturduklarını söyleyebilmek için birkaç yıl gerekeceğini ifade etti.
Williams Collage’den deniz bilimleri profesörü James Carlton “Canlıların çeşitliliği çok şaşırtıcı. Yumuşakçalar, deniz anemonları, mercanlar, yengeçler.Gerçekten Japonya’daki faunadan bir profil” dedi.

Çalışmaya katılan uzmanlar plastiklerin kullanılmasının doğal yaşam üzerindeki zararlı etkilerini de vurguladı.

Deniz biyoloğu Greg Ruiz “Bu organizmaların çoğunun denizde uzun süre hayatta kalabileceğini düşünemezdim. Ancak birçok açıdan geçmişte olmayan çok daha fazla imkana sahiptiler. Artık plastikler tsunami ve fırtına gibi doğal olaylarla birleşerek böyle geniş çaplı fırsatları yaratabilir” dedi.
Japonya’da 9 büyüklüğündeki deprem ve sonrasında oluşan tsunami, Fukuşima Nükleer Santrali’nde radyoaktif sızıntıya neden olmuştu. Bölgede yaşayan on binlerce kişi sızıntının ardından evlerini terk etmek zorunda kalmıştı. Sızıntının tamamen kontrol altına alınarak santralin tasfiyesinin on yıllar süreceği tahmin ediliyor.

TOKYO 2020 VE FUKUSHIMA

2020 Olimpiyat oyunlarının Tokyo verilmesi ile gündeme Fukushimadan yayılan ve hala kontrol altına alınamayan Radyasyon geldi.

Sporcuların ve izleyicilerin böyle bir radyasyon ortamına gitmesi istendiğinde ne kadarı radyasyonun olduğu bir bölgeye gidecek.

Fukushimada şu anda kontrol edilemeyen sızıntının kazanın olduğu dönemden daha yüksek olduğu zaman zaman ise bu seviyenin öldürücü süresi 8 dk lara kadar düşüyor ( Bu ortamda önlem almadan durma süresi )

Fukuşima’daki radyasyon sızıntılarının 2020′ye kadar durdurulmasının beklenmediğini ve Tokyo 2020′nin asla yapılamayabileceğini öne sürdü.